
Uzun yıllar süren hapis hayatının ardından Anker, geçmişini geride bıraktığını düşünerek özgürlüğüne kavuşur. Ancak onu bekleyen şey huzur değil, çocukluklarından beri süregelen karanlık bir bağdır. Kardeşi Manfred, saklı ganimetin yerini bilen tek kişidir; fakat kırılgan ruh hali ve derin psikolojik sorunları, işleri her geçen gün daha da zorlaştırır. Anker, bir yandan paraya ulaşmaya çalışırken, diğer yandan kardeşiyle paylaştığı travmatik anıların ağırlığı altında ezilir. Bu yüzleşme, iki kardeşi hem birbirlerine hem de kaçtıkları geçmişe karşı acımasız bir hesaplaşmaya sürükler.